çocuKUM

Ayaklarım kaloriferin üzerinde camın pervazına ilişiyorum ,soğuk cam ısımdan yer yer buğlanıyor çocuKumca resimler yapıyorum,dışarıyı seyrediyorum.

Kar yağıyor
"ne fena hasta olmasaydım...şimdi sütün tadı bu kadar yeşil olur muydu?"

Kar yağıyor tane tane,her tane bir tane..saymaya çalışıyorum

dalıyorum.....

Kardan tane tane kocaman bir ev yapıyorum,her tane bir ev ,kocaman bir dağa benziyor.Küçücük bir delik açıyorum sadece benim girebileceğim yerini bir tek ben biliyorum.

Giriyorum...Başımı kaldırıp yukarı doğru derinliğine bakıyorum,tane tane damlıyor ev üzerime,beyaz mavi yansıyor bu ışığın oyunu benimle
Mavi bir yorgana sarınıyorum,ev üzerime damlarken birden Güneşi hatırlıyorum..

Hastalanmadan önce....

Öğretmenim anlatıyor;
"Güneş durmadan yanan bir yakıttır ve sonunda sönecek.Hepimiz karanlığın içinde kalacağız"
 ne kadarda heyecanlı tam da "karanlıkta kalacağız" derken.....korkuyorum...karanlıktan değil..yok olmaktan bu kadar heyecan duymasını anlamıyorum

O gün eve koşarak geldim ve bir çadır yaptım,tam ortasına bir lamba koydum.
Bir yaktım,bir söndürdüm
bir yaktım,bir söndürdüm
her söndüğünde ordaydım
her yandığında ordaydım
yardıma çağırdım büyüklerimi,hepsi çok meşguldü
onlar zaten hep bir şekilde varlıkları ile yoktu
böylece varlıktaki yokluklarıyla yardım edemeyeceklerini bir kez daha öğrendim..

(dur çocukum dur kontrolden çıkmış gibisin!)

hayır bu hız benim suçum değil,ben yaratmaya doğmuşum,ben yeni doğmuşum..koşuyorum,koşuyorum yaşlarına yetişemiyorum ölmüşlüklerinin

ev üzerime damlıyor
ev evren oluyor
başımı çıkarıyorum minnacık deliğinden
geriye doğru bakmaya çalışıyorum
koştuğumca zamanın içinde evler görüyorum hani şu yürüyenlerden
gölgeliyorlar herşeyi sürekli yer değiştiriyorlar
korkuyorum ısırıyorum birini
dişlerim dökülüyor
canım acıyor
ağlıyorum
diğer çocuklar yetişiyor sesime"ağlama onlar zaten süt dişlerin değil miydi?tekrar çıkacaklar..."
"hayır" diyorum
"onlar yetişkindi,sert ve hareketliymiş gibi hareketsiz"
"süt.....Ah! birde hasta olmasaydım, bu kadar yeşil olmazdı sütün tadı!"

mavi yorganıma sarınıyorum sıkıca, al ipek kenarları parmaklarımın arasında ,yumuşaklığı sakinleştiriyor beni.

küçük oyuncak yelkenlimle açılıyorum denize ,mavi yorganımın dalgalarında

gitmek istiyorum...



*Bugün

Her kar yağdığında camın aynamsı halinde dişlerime bakıyorum,yetişkin olanlarını kırıp kırıp ılık süte batırıp yiyorum.
İnsanlar gülümsediğinde bende onlarda gördüğüm süt dişlerine gülümsüyorum.

Her kar yağdığında camdan bakarken uçsuz bucaksız evrene aidiyetimizin tane tane özgünlüğüne gülümsüyorum.

Denizi her gördüğümde gözlerimi kısarak dalgalarında minik yelkenlimi minik ellerimle uzaklara sürüyorum.

Güneş
Güneş ise hala yakıtını yakmakta

sonu bilmiyorum

her kar yağdığında taneleri saymaya çalışıyorum...şekilleri görmeye...
kaç şekilde tane ev bütün büyüklüğünce güneşten eridikçe damlıyorsun üzerime