Hipotalamusaşkına
*iç gezi
Gölgelerin içine saklanıyorum ve yanıbaşımda bir uçurum gizliyorum
Tuhaf bir yer burası
uçurumun yanıbaşında zemine dik bir açıyla duruyorum
ne var ki benim zeminim,
olan yere paralel değil
Sadece bu da değil tuhaf olan
siz de tuhaf bulur musunuz bilemem önceleri derinlerim ilmeğimden on kulaç kadar yukarıdaydı
*
bu yamaç güzel
Burayı neden mi tercih ettim
Oldukça basit, burada eğim fazla ve zemin kaygan en başarılı tutungaçlılar bile bu zeminde yorulur, kayıp gider uçurumdan aşağı
hipopotam hikayelerini de severim yinede onlar bile kayıp gider bu eğimde
hipopotamların ince gövdeli bir ağaca hafifçe yaslanıp dinlendiklerini çok görmüşlüğüm var
geniş ve güçlü gövdemle belki de hipopotamların düzinelercesi yaslansa bel vermem, tutarım onları
Tuhaf bir dinginlik verir gövdem, kaypak zeminin varlığı unutulur
düpedüz huzurlu hissederler
Öyleyse
Güvenilir bir görünümüm var , gölgelerin içinde değilim günışığında yaşıyorum
zaten sorun gövdeler değil
“Küçücük cılız bir tutungaçlının bile ruhunun ağırlığı vardır”
her gövde bir diğer gövdeyi taşır ki hafifçe yaslanıldığı zaman bile ağırdır
Benimle buluşan gövdeler ruhlarını da yatırır dengeme, güvenirler ancak bilir misiniz ki bu güven çok ama çok ağırdır
Kay-paklığın yamacında
*
yaslanıldığında yıkılan gövdeler de görmüşlüğüm var ama gene de ağaçlara yaslanılır.
Düşelim birlikte orası da sorun değil
Anlamak zor biliyorum, anlamadığınız nokta şu
bunların hiçbiri ile uğraşmıyorum
ne mi diyorum bişi demiyorum
resim : rick chapman